Ana Sayfa | Editörler | Yayın Kurulu | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | Dernek | Dergi Hakkında | E-mail
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi

Peer-Reviewed "Turkish Pediatric Journal" Published Continuously Since 1958 (Abstracts in English)

 
[Özet][PDF][Editöre E-Posta] [Geri]
Türkiye'de beş yaş altındaki çocukların nüfusa kayıt olma durumları: 1993-2008
İsmet Koç1, Mehmet Ali Eryurt2
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü 1Demografı Doçenti, 2Demografı Araştırma Görevlisi
Anahtar Kelimeler: nüfus kaydı, hayat tablosu, imam nikahı, anadil, Türkiye.
Özet
Temel amacı, nüfusa kaydedilmeyen beş yaş altı çocukların yaygınlığındaki değişimi ortaya koymak, çocukların nüfusa kayıt olmasını etkileyen değişkenleri tartışmak ve nüfusa kayıt olma durumuna geçiş sürelerini ve olasılıklarını belirlemek olan bu çalışmada, 1993, 1998 ve 2003 ve 2008 Nüfus ve Sağlık Araştırması verileri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, Türkiye'de son onbeş yıl içinde nüfusa kayıtlı olmayan çocukların oranının yüzde 26'dan yüzde 6'ya gerilediğini göstermektedir. Bu önemli gelişmeye karşın, Türkiye'de sayısal büyüklüğü yaklaşık olarak 6 milyon olan beş yaş altındaki çocuğun 360 bininin nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir. Dini nikahlı ailelerin çocukları arasında yüzde 56 düzeyinde olan nüfusa kayıtlı olma durumunun annenin eğitimi ve hanenin refah düzeyi ile doğrusal bir ilişki içinde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, çalışma nüfusa kayıtlı olmamanın durağan bir durum olmaktan çok dinamik bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Hayat tablosu yöntemi ile yapılan analizler, anadili Kürtçe olan annelerin ve sadece imam nikahı ile evlenen anne-babalann çocukları ile yoksul hanelerde yaşayan çocukların nüfusa kaydedilme anlamında en dirençli gruplar olduğu göstermektedir. Bu dirençli gruplar dışında kalan çocukların neredeyse tamamı beş yaşına kadar nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna geçiş yapmaktadır.
Giriş
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin yedinci maddesi çocukların doğumdan sonra nüfusa kayıt edilmesini temel insan haklarından birisi olarak kabul etmektedir[1]. Bu nedenle, nüfusa kayıtlı çocukların oranı birçok uluslararası kuruluş tarafından çocuk haklarındaki gelişimin izlenmesinde önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Bu gelişmelere karşın, dünyada her yıl yaklaşık 50 milyon yenidoğanın nüfusa kayıt edilmediği bilinmektedir. Bazı Afrika ülkelerinde yüzde 70'ler düzeyine kadar yükselen nüfusa kayıtlı olmayan çocukların oranı, Güney Asya ülkelerinde yüzde 40, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yüzde 35 ve Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde yüzde 20'lerdedir[2]-[5]. Türkiye de nüfusa kayıtlı olmayan çocuklar olgusunu 2000'li yıllara kadar ciddi bir düzeyde yaşayan ülkelerden birisidir. Doksanlı yıllar boyunca yüzde 20'nin üzerinde olan nüfusa kayıtlı olmayan beş yaş altındaki çocukların oranı, 2000'li yılların başından itibaren hızla azalarak önce yüzde 16 ve daha sonra da yüzde 6 düzeyine gerilemiştir. Nüfusa kayıtlı olmayan çocuklarının oranında gözlenen hızlı azalma sadece Türkiye genelinde değil, bazı dirençli gruplar dışında kalan tüm sosyo-demografık gruplarda gözlenmiştir. Bu anlamda, çalışmanın üç temel amacı bulunmaktadır:[1] Nüfusa kaydedilmeyen beş yaş altı çocukların yaygınlığında son 15 yılda meydana gelen değişimi belirlemek;[2] bu değişimi etkileyen sosyo-demografık faktörleri saptamak; ve[3] bu değişkenler temelinde nüfusa kayıt olmaya geçiş olasılıklarını hesaplayarak değişime dirençli alt grupları ortaya koymak.
Materyal ve Metot
Çalışmanın temel veri kaynağını, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2008 (TNSA-20098) oluşturmaktadır[6]. Türkiye'yi temsil eden bir örnekleme dayanan TNSA-2008 kapsamında, 10,525 hanehalkı, 8,003 evlenmiş kadın hakkında bilgi toplanmıştır. Kadın sorukağıdı kapsamında araştırmadan önceki beş yıl içinde doğan çocukların temel demografik, sağlık ve antropometrik bilgilerinin yanında, araştırma tarihinde hayatta olan beş yaşın altındaki 3,463 çocuğun nüfusa kayıtlı olma durumuna ilişkin bilgi de toplanmıştır. Bu çalışmada, ayrıca konuya ilişkin son 15 yıldaki genel eğilimi ortaya koyabilmek amacıyla, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 1993 (TNSA-1993), Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 1998 (TNSA-1998) ve Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003 (TNSA-2003) verileri de tamamlayıcı olarak kullanılmıştır[7]-[9]. Çalışmada veri kaynağı olarak kullanılan dört demografik araştırmanın örnekleme tasarımlarının ve sorukağıdı yapılarının benzer olması, bu çalışma kapsamında ele alınan konuya ilişkin karşılaştırma yapmayı mümkün kılmaktadır.
Bulgular
Tablo I'de son dört demografik araştırmanın verileri kullanılarak nüfusa kayıtlı olmayan çocukların Türkiye toplamına, bölgelere, yerleşim yerine ve cinsiyete göre yüzde dağılımları verilmektedir. Son 15 yıl içinde, nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinde önemli bir azalma görülmektedir. Nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesi, TNSA-1993 döneminde yüzde 26 iken, TNSA-1998 döneminde yüzde 22'ye, TNSA-2003 döneminde yüzde 16'ya ve TNSA-2008 döneminde yüzde 6'ya düşmüştür. Bu önemli gelişmeye karşın, Türkiye'de halen beş yaş altındaki yaklaşık 360 bin çocuğun nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir.

Bölgelere göre bakıldığında da, tüm bölgelerde nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinin azaldığı görülmektedir. Batı ve Güney'de azalmanın boyutu daha az iken, Orta, Kuzey ve özellikle Doğu'da azalmanın daha önemli düzeylerde gerçekleştiği gözlenmektedir. Son 15 yıl içinde nüfusa kayıtlı olan çocukların yüzdesindeki görülen önemli artışa karşın, TNSA-2008 sonuçları, Doğu'da yaşayan çocukların onda birinin araştırma tarihinde nüfusa kayıtlı olmadığını göstermektedir. 1993-2003 döneminde nüfusa kayıtlı olmayan çocuk oranının önemli bir farklılaşma göstermediği Güney'de, son beş yılda önemli bir iyileşme görülmektedir. İstatistik veri tabanının Avrupa Birliği'ne uyumuna ilişkin çalışmalar sürecinde gündeme gelen istatistiksel bölge tanımlarına göre oluşturulan ve TNSA-2003 ve TNSA-2008'de kullanılan 12 bölge ayırımına göre bakıldığında, Batı ve Doğu Marmara'da yüzde 2 düzeyinde olan olan nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinin doğuda yer alan tüm bölgelerde yüzde 10 düzeyinin üzerine çıktığı görülmektedir. Nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinin göreli olarak gelişmiş olan İstanbul, Ege ve Batı Anadolu gibi bölgelerde yüzde 5-6 düzeyinde olması dikkati çekmektedir.

Son üç demografik araştırmaların sonuçları hem kentsel hem de kırsal yerleşim yerlerindeki nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinin azaldığını göstermektedir. Yıllara göre gözlenen bir başka gelişme de kentsel ve kırsal yerleşim yerindeki farklılaşmaların azalma eğilimi içinde olmasıdır. Nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesi kentsel yerleşim yerlerinde 19'dan 5'e; kırsal yerleşim yerlerinde ise 38'den 8'e düşmüştür. Son 15 yılda gerçekleştirilen demografik araştırmalar erkek ve kız çocuklar arasında nüfusa kayıtlı olma yönünden önemli bir farklılaşma olmadığını göstermektedir (Tablo I).

Tablo I. Beş yaş altı çocuklar arasında nüfusa kayıtlı olmayan çocukların bölge, yerleşim yeri ve cinsiyete göre yüzdesi, TNSA-1993, TNSA-1998,TNSA-2003 ve TNSA-2008

Annenin eğitim düzeyi ile çocuğun nüfusa kayıtlı olması arasında doğrusal bir ilişki olduğu görülmektedir. Eğitimsiz annelerin çocukları arasında nüfusa kayıtlı olmayanların yüzdesi 14 iken, ortaöğretim ve üzerinde eğitime sahip olan annelerin çocukları arasında bu yüzde 2'ye kadar düşmektedir. Annenin anadiline göre bakıldığında, anadili Kürtçe olan annelerin çocuklarının yüzde 14'ünün nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir. Nüfusa kayıtlı olmayan çocuklar, anadili Türkçe olan annelerin çocukları arasında yüzde 3, Arapça olan anneler arasında ise 11 seviyesindedir.

Bu çalışmada çocukların nüfusa kayıt durumu hanehalkı refahına göre de değerlendirmiştir. TNSA-2008'de hanehalklarının gelirini ya da tüketim harcamalarını doğrudan almaya yönelik sorular bulunmamaktadır. Bu nedenle, "Temel Bileşenler Analizi" yöntemi ile hanehalklarının televizyon, fırın, buzdolabı ya da araba gibi çeşitli mallara sahip olup olmadıkları dikkate alınarak "Hanehalkı Refah Endeksi" yaratılmıştır. Bu yönteme ilişkin ayrıntılar, Filmer ve Pritchett'in, 1999'daki yayınlarında bulunabilir[10]. Hanehalkı refahına göre bakıldığında, nüfusa kayıtlı yüzde 5'i nüfusa kayıtlı değilken ölmüş olan çocukların üçte ikisinin nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesinin hanehalkı refahı arttıkça azaldığı görülmektedir. Hanehalkı refahı en düşük olan çocukların yaklaşık yüzde 12'si nüfusa kayıtlı değildir. Hanehalkı refah seviyesi orta olan çocuklar arasında yüzde 3 olan bu oran, hanehalkı refahı en yüksek olan çocuklar arasında yüzde 2'ye düşmektedir (Tablo II).

Tablo II. Beş yaş altı çocuklar arasında nüfusa kayıtlı olmayan çocukların annelerinin eğitimine ve anadiline ve hanehalkı refah seviyesine göre yüzdesi, TNSA-2008.

Çocukların nüfusa kayıtlı olma durumuna anne-babalarının nikah türüne göre bakıldığında (Tablo III), sadece dini nikahı (imam nikahı) olan anne-babaların çocuklarının yarısından fazlasının (yüzde 56) nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir. Hem resmi hem de dini nikahı olan eşlerin çocukları arasında yüzde 4 olan bu oran, sadece resmi nikahı olan eşlerin çocukları arasında yüzde l'in de altına düşmektedir. Nüfusa kayıtlı olmama durumunun başlık parası ödenerek gerçekleştirilen evliliklerden doğan çocuklar arasında Türkiye ortalamasının 2 katı (yüzde 13) daha fazla olduğu görülmektedir.

Araştırma tarihinde hayatta olan çocukların yüzde 5'i nüfusa kayıtlı değilken ölmüş olan çocukların üçte ikisinin nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir. Doğum yılı araştırma tarihine yakın olan çocukl ar arasında nüfusa kayıtlı olmayanların yüzdesinin yüksek, doğum yılı araştırma tarihine uzak olan çocuklar arasında ise düşük olduğu gözlenmektedir (Tablo III). Bu durum, nüfusa kayıt olmama durumunun durağan olmaktan çok dinamik bir süreç olduğunu, çocukların doğumdan sonraki sürecin herhangi bir döneminde nüfusa kayıtlı olma durumuna geçiş yapabildiğini göstermektedir. Bu nedenle, nüfusa kayıt olma sürecine sadece araştırma tarihindeki duruma kesitsel olarak bakmak yerine, olayın zaman boyutundaki değişimine bakmak yararlı olacaktır. Çocukların nüfusa kayıt olmama durumundan nüfusa kayıt olma durumuna geçiş olasılıklarını hesaplamak için "Hayat Tablosu Yöntemi" kullanılmaktadır. Bu çalışmada hayat tablosu yöntemi, çocukların nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna geçiş olasılıklarının ve ortanca geçiş sürelerinin hesaplanmasında kullanılmaktadır. "Hayat Tablosu Yöntemi"nin kullanımında nüfusa kayıtlı olmayan çocukların ay cinsinden yaşları temel alınmış ve bu çocukların yapay bir doğum kuşağı oluşturdukları varsayılmıştır[11].

Tablo III. Beş yaş altı çocuklar arasında nüfusa kayıtlı olmayan çocukların nikah türüne, başlık parasına, hayatta olma durumuna ve doğum yıllarına göre yüzdesi, TNSA-2008

Tablo IV'de, beş yaş altı çocukların ortanca nüfusu kayıt olma süreleri ve belirli yaşlardaki nüfusa kayıt olmalarının birikimli olasılığı verilmektedir. TNSA-2008'den elde edilen sonuçlar, beş yaş altı çocukların ortalama nüfusa kayıtlı olma süresinin 32 ay olduğunu göstermektedir. TNSA-1993'te yaklaşık olarak 40 ay olan bu sürenin son 15 yıl içinde önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Bu durum, son 15 yıl içinde nüfusa kayıtlı olmayan çocukların yüzdesindeki azalmaya koşut olarak, nüfusa kayıtlı olmaya geçiş sürecinin de hızlandığını göstermektedir. Son dört demografik araştırmanın sonuçları, beş yaşına kadar çocukların çok önemli bir bölümünün (yüzde 95) nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna geçtiklerini göstermektedir.

TNSA-2008 sonuçlarına bölgesel olarak bakıldığında, Doğu'da nüfusa kayıtlı olmayan çocukların, Batı'da nüfusa kayıtlı olmayan çocuklara göre daha geç nüfusa kayıt ettirildikleri görülmektedir. Doğu ile Batı arasında nüfusa kayıtlı olma durumuna geçişte doğumu izleyen ilk on iki aylık dönemde önemli bir farklılık görülmezken, 24. aya gelindiğinde Batı'daki çocukların dörtte birinin; Doğu'daki çocukların ise yarısından fazlasının nüfusa kayıtlı olmadıkları görülmektedir. Çocuklar 4 yaşına ulaştıklarında Doğu'da her on çocuktan bir'inin halen nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir. Bu bulgularla tutarlı olarak, Batı'da çocuklar ortanca olarak 28 ayda nüfusa kayıt olurken, bu süre Doğu'da 37 aya yükselmektedir. Güney'de yaşayan beş yaş altı çocukların nüfusa kayıtlı olma yaş örüntüsünün Doğu'da yaşayan çocuklar ile benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. Kırsal yerleşim yerlerindeki çocuklar kentsel yerleşim yerlerindeki çocuklara göre beş ay daha geç nüfusa kayıt edilmektedir. Kırsal yerleşim yerlerinde dört yaşına gelen çocukların yüzde 5'inin nüfusa kayıtlı olmadığı görülmektedir (Tablo IV).

Tablo IV. Beş yaş altı çocuklar arasında ortanca nüfusa kayıt olma süresi ve belirli yaşlarda nüfusa kayıtlı olmayanların birikimli olasılığı, TNSA-2008

Nüfusa kayıtlı olmayan çocukların kayıtlı olma durumuna geçişlerine cinsiyete göre bakıldığında, kız ve erkek çocuklar arasında önemli bir farklılık olmadığı görülmektedir. Eğitimsiz annelerin çocuklarının nüfusa yaklaşık olarak 17 ay daha geç kaydedildiği gözlenmektedir. Bu çocukların yaklaşık üçte biri üç yaşma; yüzde 7'si de dört yaşma geldiklerinde halen nüfusa kayıtlı değillerdir. Anadili Kürtçe olan kadınların çocuklarının nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna ortanca olarak 38 ayda, anadili Türkçe olan kadınların çocuklarının ise 29 ayda geçtikleri görülmektedir. İki yaşma kadar, anadili Türkçe olan kadınların çocuklarının yüzde 69'u anadili Kürtçe olan kadınların çocuklarının ise sadece yüzde 32'si nüfusa kayıt ettirilmiştir. Dört yaşına gelindiğinde, anadili Kürtçe olan kadınların çocuklarının yüzde 10'u halen nüfusa kayıtlı değildir. Hane halkı refahına göre bakıldığında, yoksul hanelerde yaşayan çocukların zengin hanelerde yaşayan çocuklara göre nüfusa 20 ay daha geç kaydettirildiği görülmektedir (Tablo IV).

Nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna geçişte en dirençli grubun, anne-babası imam nikahı ile evlenmiş olan çocuklar olduğu görülmektedir. İmam nikahı ile evlenen anne-babalardan olan çocukların iki yaşma geldiklerinde yüzde 39'unun; üç yaşma geldiklerinde yüzde 61'inin; dört yaşma geldiklerinde ise ancak yüzde 88'inin nüfusa kayıtlı olduğu görülmektedir. Buna karşılık, hem resmi hem de imam nikahı bulunan eşlerden olan çocukların, 4 yaşına geldiklerinde, yaklaşık yüzde 98'inin nüfusa kayıtlı olduğu görülmektedir. İmam nikahı ile evlenmiş eşlerin nüfusa kayıt olmayan çocuklarının nüfusa kayıtlı olma durumuna ortanca geçiş süresi (50 ay), resmi ve imam nikahı olan anne-babaların çocuklarından (31 ay) yaklaşık 20 ay daha uzundur. Başlık parası ödenerek yapılan evliliklerden olan çocukların da nüfusa geç kaydettirildiği görülmektedir (Tablo IV).

Tartışma
UNICEF tarafından temel çocuk haklarından birisi olarak kabul edilen "nüfusa kayıt hakkı"nın bir çok ülkede tam olarak yerine getirilmediği bilinmektedir. Türkiye, nüfusa kayıt hakkı konusunda önemli ilerlemeler sağlamış bir ülkedir. Türkiye'de son onbeş yıl içinde nüfusa kayıtlı olmayan çocukların oranı yüzde 26'dan yüzde 6'ya gerilemiştir. Bu önemli gelişmeye karşın, Türkiye'de sayısal büyüklüğü yaklaşık olarak 6 milyon olan beş yaş altındaki çocuğun 360 bininin nüfusa kayıtlı değildir. Çalışmanın sonuçları, sadece dini nikaha sahip ailelerin çocukları arasında yüzde 56 düzeyinde olan nüfusa kayıtlı olmama durumunun, annenin anadili, eğitimi ve hanenin refah düzeyi ile negatif ilişki içinde olduğu göstermektedir. Çalışmanın bulguları, nüfusa kayıtlı olmanın durağan bir durum değil dinamik bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Beş yaşma kadar çocukların önemli bir bölümünün, zaman içinde, nüfusa kayıtlı olmama durumundan nüfusa kayıtlı olma durumuna geçiş yaptığı görülmektedir. Ancak, dini nikahlı ailelerin ve anadili Kürtçe olan annelerin çocukları ile yoksul hanelerde yaşayan çocuklar arasında nüfusa kayıtlı olma durumuna geçiş sürecinin daha uzun sürdüğü görülmektedir. Türkiye'de nüfusa kayıtlı olmayan çocukların ortanca nüfusa kayıt olma süresi 32 ay iken, bu sürenin anadili Kürtçe olan annelerin çocukları ile yoksul hanelerde yaşayan çocuklar arasında 38 aya, anne-babası sadece dini nikah ile evlenen çocuklar arasında ise 50 aya yükseldiği görülmektedir. Bu sonuçlar, yoksul hanelerde yaşayan çocukların dört yaşma geldiklerinde yüzde 8'inin; anadili Kürtçe olan annelerin çocuklarının yüzde 10'unun; imam nikahlı anne-babalarm çocuklarının ise yüzde 12'sinin halen nüfusa kayıtlı olmadığını göstermektedir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu'nun temel bir insan hakkı olarak gördüğü çocuğun nüfusa kayıtlı olma durumunu, "devletin idari işlemi ile doğumun resmi kayıtlara kalıcı olarak işlenmesi olarak" tanımlamaktadır[2],[5].Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan ülkelerden birisi olarak Türkiye'nin yasal düzenlemelerine göre, anne-babaların doğumu bir ay içinde ilgili nüfus idaresine kaydettirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak gerek Türkiye'deki doğum kayıtları ve gerekse de demografik araştırmalar söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmediğini ve/veya geç yerine getirildiğini göstermektedir. Bu nedenle Türkiye'de ulusal ve uluslararası düzenlemelere uygun olarak doğumu izleyen bir ay içinde anne-babalarm bildirimde bulunmasını sağlayacak mekanizmaların devreye sokulması gerekmektedir. Doğumların bir ay içinde bildirimi için gerekli olan yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi yanında, anne-babalarm doğumların kaydedilmesinin önemi konusunda bilinçlendirilmesi de gerekmektedir. Bu kapsamda Türkiye'de doğumların yaklaşık yüzde 92'sinin bir sağlık personeli yardımı ile gerçekleştirildiği[6] dikkate alınarak doğumların kaydedilmesi sürecinde ailelerin yanı sıra sağlık kurumlarının ve sağlık personelinin de inisiyatif almasının sağlanması gerekmektedir. Doğumların zamanında ve tam olarak kaydedilmesi, sağlık ve eğitim alanındaki hizmetlerin planlanmasında ve politika önceliklerinin belirlenmesinde, kaynakların daha verimli olarak kullanılmasında ve nüfusa kayıt edilmediği için sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken çocukların bu hizmetlere ulaşmasında önemli katkılar sağlayacaktır.

Kaynaklar

1. UNICEF ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti. Convention on Rights of Children. Ankara: UNICEF, 1999.

2. Türkiye İstatistik Kurumu. Türkiye'de Doğum ve Ölüm Kayıtları ile İlgili Çalışma Grubu Raporu. Yayın No: 1999. Ankara, 1997.

3. Hancıoğlu A, Koç İ, Dayıoğlu M. Türkiye'de Çocukların ve Kadınların Durumu: ÇHS ve CEDAW Bağlamında perspektifler. Ankara: UNICEF, 2000.

4. Koç, İ. Türkiye'de çocukların nüfusa kayıt olmamasını etkileyen değişkenler ve nüfusa kayıt olmaya geçiş süreci. Nüfusbilim Dergisi 2004; 26: 35-44.

5. UNICEF. http://www.unicef.org/protection/index_ birthregistration.html, Child Protection: Birth Registration, 2005.

6. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı ve Avrupa Birliği, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008 Ön Raporu. Ankara: 2009.

7. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Macro International Inc., Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 1993. Ankara, 1994.

8. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Macro International Inc., Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 1998. Ankara, 1999.

9. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı ve Avrupa Birliği, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003. Ankara, 2004.

10. Filmer D, Prithcett LH. The effect of household wealth on educational attainment: evidence from 35 countries. Popul Dev Rev 1999; 25: 85-120.

11. Norusis MJ. SPSS/PC+ Advanced Statistics, Version 11.0. Chicago: SPSS Inc., 2000.
[Özet][PDF][Editöre E-Posta][Geri]
Main Page | Editorial Staff | Editorial Board | Contents | Past Issues | Search | Notice to Authors
About the Journal | Turkish National Pediatric Society | E-mail