Ana Sayfa | Editörler | Yayın Kurulu | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | Dernek | Dergi Hakkında | E-mail
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi

Peer-Reviewed "Turkish Pediatric Journal" Published Continuously Since 1958 (Abstracts in English)

 
[Özet][PDF][Editöre E-Posta] [Geri]
İkinci ve üçüncü kez kızamık aşısı yapılan çocuklarda bağışıklık düzey değişimleri
Ahmet Rıfat Örmeci1, Erdal Eren2, Selçuk Kaya3, A. Nesimi Kişioğlu4
1Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatri Profesörü
2Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatri Uzmanı
3Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Mikrobiyoloji Yardımcı Doçenti
4Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Doçenti
Anahtar Kelimeler: kızamık aşısı, immünizasyon, immünoglobülinler, sosyoekonomik düzey.
measles vaccine, immunization, immunoglobulin, socioeconomic level.
Özet
Ülkemizde ikinci doz kızamık aşısı 1998 yılından bu yana uygulanmaktadır. 2003 yılında yapılan kızamık okul aşı günleri (OAG) kampanyası sonucunda daha önce bir kez aşılı olanlar iki, iki kez aşılı olanlar ise üç doz aşılı olmuşlardır. Kampanya ile oluşan immünite, bağışıklık düzey değişimleri incelenmiştir. OAG’den bir ay önce ve bir ay sonra kan örnekleri alınmıştır. Kızamık antikoru ve total immünoglobülin (Ig) ölçümleri yapılmıştır. Olgular bir ve iki kez aşılı, sosyoekonomik düzey düşük ve yüksek olarak gruplandırılıp değerlendirilmiştir. Çalışmaya alınan 164 olgunun 79’u erkek, 85’i kız, yaş ortalaması 11.3±1.8 yıldı. OAG ile seropozitivite %95.04’den %99.38’e çıkmıştı. Sosyoekonomik düzeyi düşük grupta öncül aşılama oranı, yüksek gruptan daha az olup, OAG sonrası immünizasyon artışı fazla olmuştu. Üç doz aşılama ile daha fazla antikor yanıtı oluşmamıştı. OAG sonrasında total IgG ve IgM düzeylerinde istatistiksel anlamlı olan azalma gözlenmiştir. Sonuç olarak kampanya ile önerilen %95’lik bağışıklama oranına ulaşılmıştı. Kampanya sonrasında ülkesinde kızamık aşısı uygulama zamanı 12. aya 2006’da çekilmiştir. Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük illerimizdeki yeni çalışmalar bağışıklama oranının korunduğunu gösterecek olursa, aşılama 15. aya çekilmelidir.
Giriş
Kızamığın tek atağı ömür boyu immünite sağlamaktadır. Antikor düzeyi azalmış, hatta saptanamayan kişilerde bile aşılamadan veya temastan sonra hızlı amnestik antikor cevabı meydana gelebilir[1]. Bununla birlikte %5 dolaylarındaki birincil aşı yanıtsızlığı, çok bulaşıcı olan kızamığın kontrol altına alınması ve eradikasyonu için ikinci doz aşıyı gerekli kılmaktadır[-]. Bazı araştırmacılar üçüncü doz aşıyı sadece ilk aşı dozunu bir yaşın altında alanlara önermektedir[,].

Aşı sonrasında doğal enfeksiyonda olduğu gibi hem hümoral, hem hücresel bağışıklık gelişmekte, hem de interferon yapılmaktadır. Aşılamadan 12-15 gün sonra kanda ve nazal sekresyonlarda immünoglobülin (Ig) G, IgM ve IgA sınıfı antikorlar saptanır. IgM ve IgA antikorları birkaç yıl içinde kaybolurken IgG yaşam boyu kalır. Aşı sonrası, dördüncü haftadaki kızamık IgM pozitifliği vakaların %60’ında saptanırken, kızamık IgG pozitifliği ise %85’inde görülmüştür[7]. Araştırmacılar aşı sonrası total Ig düzeylerinde ılımlı artış saptamışlar, bu artışı kızamık antikor titrelerindeki artışla ilişkilendirmişlerdir[8].

Yüksek rutin aşılama oranlarıyla kızamığın tekrar yaygın hale gelmesi engellenecektir. 2002 yılında Türkiye’de kızamık aşılanma oranı %80 dolaylarındadır. Bu oran epidemileri önlemek için gerekli olan %95 oranından çok düşüktür. Bu nedenle Türkiye’de kızamığı elimine etmek ve bu düzeyi sürdürmek için Sağlık Bakanlığınca “Okul Aşı Günleri” (OAG) adında aşı kampanyası planlanmış, 8-26 Aralık 2003 tarihleri arasında tüm yurtta ilköğretim birinci ile sekizinci sınıfa devam eden yaklaşık on milyon çocuk hastalığı geçirme ve aşılanma durumlarına bakılmaksızın kızamık aşısı ile aşılanmıştır.

Amacımız bu kampanya öncesi ve sonrasında kızamık antikor düzeylerini ölçerek, daha önce bir kez veya iki kez aşılanan çocuklarda bağışıklık düzey değişimlerinin incelenmesidir. Literatür taramamızda üçüncü doz kızamık aşısı sonrası kızamık antikor düzeyi ve total immünoglobulin düzey değişimleri hakkında yeterli bilgiye rastlanılmamıştır. Kampanya öncesi kızamık immünitesi düzeyi, kampanya sonrası ile karşılaştırılarak, iki ve üç kez kızamık aşılamasının bağışıklık oranlarına etkisi değerlendirilmiştir.

Materyal ve Metot
Bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu’nun olur kararı ve Helsinki Deklarasyonu Kurallarına uygun olarak yapılmıştır. Çalışmaya katılan tüm çocukların ailelerinden onay formu alınmıştır.

Aşı
Kampanyada canlı, atenüe liofilize, insan diploid hücre kültürlerinden 22 pasaj sonrası elde edilen Edmonston-Zagrep suşu (SII-Serum Institue of India-INDIA) kullanıldı. Canlı virüs içeren 0.5 ml aşılar subkutan enjekte edildi.

Çalışma grubu oluşturulması
Ülkemizde 1998 yılından itibaren ilkokul birinci sınıf öğrencilerine ikinci doz kızamık aşısı uygulaması başlatılmıştır. 1998 yılında birinci sınıf olanlar kampanyanın yapıldığı 2003 yılında altıncı sınıftaydılar. Yani birinci sınıftan altıncı sınıfa kadarki öğrencilere yaşamlarında iki doz kızamık aşısı yapılmışken, yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerine daha önce tek doz kızamık aşısı yapılmıştı. Olgular sosyoekonomik düzeyi (SED) yüksek ve düşük grup, bir kez kızamık aşılı ve iki kez kızamık aşılı gruplar temel alınarak değerlendirme yapıldı.

Örneklerin toplanması
Sosyoekonomik düzeyi düşük ve yüksek olduğu bilinen farklı okullardan en az 80’er olmak üzere, toplam 160 gönüllü öğrenciden aşı kampanya öncesi ve sonrası kan alınması planlandı. Annebabaları onay vermeyenler çocuklardan örnek alınmadı. Aşı öncesi, SED yüksek (91 olgu) ve düşük (138 olgu) olarak iki gruba ayrılan ilköğretim okullarındaki sınıflardan 229 çocuktan kan alınabildi. Aşı sonrası bazı çocukların ikinci kan örneğini vermek istememesi, bir kısmının okulda bulunmaması nedeniyle 79’u erkek, 85’i kız, yaş ortalamaları 11.3±1.8 (8-14.4) yıl olan 164 çocuktan kan örneği alındı, ancak üçünün serum örnekleri yetersiz olduğundan 161 olgu çalışmaya alınabildi. Bunlardan 93’ünün SED’yi düşük, 68’inin ise SES’i yüksekdi. Venöz yoldan alınan kan örnekleri kızamık antikor ve diğer parametreler için pıhtılaşma aktivatör içeren biyokimya tüplerine alındı. Kızamık aşısı kampanyası (8-26 Aralık 2003) öncesi alınan bu kan örnekleri aşıdan bir ay sonra tekrarlandı. Serumlar -20 ºC’de saklandı. Kan alınan tüm çocukların kızamık antikor düzeyleri, total IgG, IgM, IgE düzeyleri aşı öncesi ve sonrası olarak değerlendirildi.

İmmünoglobülin düzeyleri
IgM, IgG ve IgE düzeyleri nefelometrik cihaz (Prospek) ile çalışıldı. Total IgG ve IgM “N antisera to Human Immünoglobülin” kiti (Dade Behring Marburg GmbH, USA), total IgE ise “N latex IgE mono” kiti (Dade Behring Marburg GmbH, USA) kullanılarak bakıldı. İmmünoglobülinlerin değerleri normal dağılıma uymaktadır.

Kızamık antikor düzeyleri
Kızamık IgG düzeylerine mikroeliza yöntemiyle (Cihaz adı Organon) ticari kit (Trinity Biotech, USA) kullanılarak bakıldı. Cutoff (eşik) değeri olan 1.09 Immun Status Ratio (ISR) ve altındaki değerler negatif, yani immünize olmamış kabul edilirken, 1.10 ISR üzeri değerler pozitif, yeterli immünize olarak değerlendirildi.

İstatistiksel değerlendirme
Windows tabanlı kullanılan SPSS 9.0 programıyla yapıldı. İstatistiksel değerlendirme için bağımlı iki grup ortalaması (paired sample t test) ve bağımsız iki grup ortalaması (independent t test) kullanıldı. p değerinin 0.05 altındaki değerler anlamlı kabul edildi.

Bulgular
Kampanya (OAG) öncesi sekiz olgu immünize olmamışken, sonrasında bir olgunun immünize olmadığı saptandı. Seropozitivite %95.04’den %99.38’e çıkmıştı (p=0.039; Tablo I). Yani OAG ile immünizasyonda artış sağlanmıştı. SED temel alındığında, SED yüksek olan grupta aşı öncesi ve sonrası belirgin fark yoktu. SED düşük grupta altı olgu aşı öncesi immünize değilken sonrasında hepsi immünize olmuştu. Seropozitivite %93.11’den %100’e artmıştı.

Tablo 1: Aşılanma sayısına bakılmaksızın sosyoekonomik düzeylerine göre (SES) aşı öncesi ve sonrası kızamık immünizasyonu/seropozitivite.

Kızamık IgG düzeyi kampanya öncesi 4.75±1.78 ISR iken, sonrası 5.42±1.22 ISR olmuştu (p<0.001; Tablo II). Bir kez aşılanmış ve iki kez aşılanmış gruplarda kampanya ile kızamık antikor artışı istatistiksel olarak anlamlı saptandı (Tablo III). Bir kez aşılananların kampanya sonrası kızamık antikoru (5.29±1.34 ISR) ile iki kez aşılananların kampanya sonrası kızamık antikoru (5.50±1.16 ISR) kıyaslanınca istatistiksel anlamlı saptanmadı (p=0.284; Tablo III). Yani üçüncü doz kızamık aşısı yapılması kızamık immünitesini artırmamıştı.

Tablo 2: Aşılama öncesi ve sonrası kızamık antikor ve total immünoglobulin düzey değişimleri.

Tablo 3: Bir kez aşılı ve iki kez aşılı çocuklarda ek aşılanmanın kızamık immünizasyon ile total immünoglobulin düzeylerine etkisi.

Sosyoekonomik düzeyi yüksek ve düşük grupların kızamık IgG düzeyleri OAG öncesi (4.79±1.68’e karşın 4.73±1.85 ISR) ve sonrası (5.39±1.30 ve 5.44±1.18 ISR) olarak karşılaştırıldığında, aralarında anlamlı fark bulunmadı (Tablo IV). Kızamık IgG düzeyleri açısından SED farklılığa neden olmamaktaydı.

Tablo 4: Sosyoekonomik düzeyleri yüksek ve düşük grubun kıyaslanması.

Kızamık enfeksiyonunun humoral bağışıklığa etkisini incelemek amacıyla çalışmada serum total Ig G, M ve E düzeylerine bakıldı. Kampanya sonrasında total IgG ve IgM düzeylerinde istatistiksel anlam veren azalma varken, total IgE düzeylerinde de azalma gözlendi ancak bu istatistiksel anlamlı bulunmadı (Tablo II).

Tablo V’de serum immünoglobülin düzeylerinin dağılımları gösterilmiştir. Bu tablo, normal değerler ile sunduğumuz verileri kıyaslanma fırsatı vermektedir. Örneğin total IgG için aşı öncesi ortanca değer (50. persentil) 1310 mg/dl iken aşı sonrası 1060 mg/dl saptandı.

Tablo 5: Serum total immünoglobülinlerinin dağılımı.

Daha önce bir kez kızamık aşısı yapılan grup ile iki kez kızamık aşısı yapılan grup kendi aralarında ve birbirleriyle kıyaslandı. Kampanya sonrasında total IgG, IgM, IgE düzeylerinin azaldığı, IgG ve IgM düzeylerindeki azalmanın anlamlı olduğu dikkati çekti. Bir kez aşılı olanlar ile iki kez aşılı olanlarda kampanya öncesi total IgG ve IgM düzeyleri kıyaslanmış fark olmadığı saptandı (p=0.434, p=0.458; Tablo III). Kampanya sonrası değerlerde aynı şekilde kıyaslandı, ancak fark bulunamadı (p=0.521, p=0.787; Tablo IV).

Sosyoekonomik düzeyi yüksek ve düşük iki gruba ait total Ig seviyelerinin kampanya öncesi düzeyleri değerlendirildiğinde SED düşük gruptaki IgG, IgM, IgE düzeyleri, SED yüksek gruptakinden fazlaydı. Bu farkın IgG ve IgE’de anlamlı (p=0.008, p=0.026; Tablo IV), IgM’de anlamsız olduğu dikkati çekti (p=0.465; Tablo IV).

Tartışma
Kızamık bulaşıcılığı yüksek hastalıklardan birisidir. Halen dünya çapında kızamığa bağlı yılda 800000 ölüm görülmektedir. Asya ve Afrika’nın gelişmekte olan ülkelerinde morbidite ve mortalitesi yüksektir. Eliminasyonu için toplumun en az %95’i aşılı olmalıdır. Tek doz aşılama maternal antikoru hiç olmayan kişilerde %95-98 koruma sağlarken maternal antikor varlığında bu koruyuculuk %85 civarındadır[9]. Kızamık salgınlarının nedeni kişilerin aşı sonrası gelişen bağışıklıklarını zaman içinde kaybetmeleri (sekonder aşı yetmezliği) değil, ya hiç aşılanmamaları ya da aldıkları aşıya yanıt vermemeleridir (primer aşı yetmezliği)[10].

İki doz aşılama, Finlandiya, Tayvan, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerde başarılı eliminasyon stratejilerinin çok önemli bir parçasıdır[,]. Finlandiya’da 1975 yılında başlayan kızamık aşı programı, bu ülkede bu zamana kadar yılda yaklaşık olarak 15.000 civarında gözlenen kızamık vakalarını azaltmıştır. İki doz MMR aşısıyla 1996 yılından beri kızamık vakası görülmemiştir[13]. Benzer şekilde Polonya’da 1975 yılında tek doz uygulama ile başlatılan kızamık aşı programına, 1991 yılında ikinci doz kızamık aşısı eklenmiş ve 1992 yılından bu yana kızamığa bağlı ölüm vakası bildirilmemiştir[14].

Ülkemizde kızamık aşılaması 1970’li yıllardan bu yana uygulanmaktadır. Dokuz aylık çocuklarda rutine alınması 1986 yılından itibaren olmuştur[15]. Sadıkoğlu ve arkadaşlarının[16] yaptıkları bir çalışmada dokuzuncu ayda uygulanan kızamık aşısının serokonversiyon oranı %77.3’dür. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) de gelişmekte olan ülke çocuklarında kızamık aşılaması için önerilen zaman dokuzuncu aydır[17]. Sağlık Bakanlığının DSÖ’nün global bağışıklık programına katılmasıyla, 1998 yılından beri dokuzuncu aylık iken yapılan aşıya ek olarak ilköğretim birinci sınıfta da rapel yapılmaya başlanmıştır.

Çalışmamızda OAG ile bağışıklık oranı %4.34 (%95.04’den %99.38’e) artırmıştır. Bu sonuç kızamık eliminasyonu için gereken %95 oranından yüksek olup bölgemizdeki kampanyanın başarısını göstermektedir. Kızamık IgG düzeyi kampanya ile 4.75±1.78 ISR’den 5.42±1.22 ISR’ye çıkmıştır (Tablo II). Çalışmamızdaki ana amaçlardan birisi de ikinci ve üçüncü kez yapılan kızamık aşısının, antikor düzeyine etkisi idi. Bir kez aşılı grupta kampanya sonrası kızamık antikor 5.29±1.34 ISR iken, iki kez aşılı grupta kampanya sonrası bu değer 5.50±1.16 ISR olmuştur (p=0.284; Tablo III). Yani üç kez aşılamak daha yüksek bir antikor düzeyi oluşturmamıştır.

Topuzoğlu ve arkadaşları18 İstanbul Ümraniye semtinde beş yaş altı çocuklarda kızamık aşı oranını %88.7 bulmuşlardır. Altınkaynak ve arkadaşları[19] Erzurum’da 10 ay ile altı yaş arası 663 sağlıklı çocuğun aşı kartını değerlendirmiş, olguların %81.6’sının kızamık aşılı (10-12 aylar arasında %68.6, 1-2 yaş arasında %84.2, 2-3 yaşında %82.2) olduğu saptanmıştır. Türkiye’nin doğusundaki kızamık oranlarının eliminasyon için yeterli düzeyden uzak olduğu görülmektedir.

Isparta Sağlık Müdürlüğünden alınan verilere göre 2003 yılında OAG kampanyasında, birinci ile sekizinci sınıflar toplamında 47013 öğrenci aşılama hedefine alınmıştır. Aşılanma oranı %99.45’dir. Ümraniye ve Erzurum’daki kızamık aşılama oranı aşı kartlarına göre bakılmış olup gerçekte kızamık seroprevalansı daha düşüktür. Isparta’daki kızamık aşılama oranı (%99.45), her iki ildeki sonuçlardan (Ümraniye %88.7, Erzurum %81.6) daha yüksektir. Çalışmamızda serum kızamık antikoru düzeyine bakarak seropozitivite oranını %99.38 olarak saptadık. Bu sonuç Isparta’da uygulanan kampanyanın başarısını göstermektedir.

Aşı veya enfeksiyon sonrası kızamık virüsüne immün cevabın en dikkati çeken özelliği geçici hücresel immünosüpresyondur[20]. Rager-Zisman ve arkadaşları8 reimmünizasyonun (kızamık aşısından bir ay sonra) etkisini araştırmak amacıyla okul öncesi 38 olguyu değerlendirmiş %24 oranında primer aşı yanıtsızlığı saptamışlardır. Bu oran liretatürde verilen %5-10 oranından oldukça yüksektir. Araştırmacılar aşı sonrası IgG, IgM ve IgE düzeylerinde ılımlı artış saptamışlar, bu artışın kızamık antikor titrelerinin artışına bağlı olduğunu bildirmişlerdir. Çalışmamızda bu literatür sonucuna ters olarak, aşıdan bir ay sonraki serum total IgG ve IgM düzeylerinde belirgin azalış saptadık (p<0.001; Tablo II). IgE düzeylerinde azalma vardı ancak istatistiksel önemi yoktu. Total Ig düzeyinde azalma olsa da kızamık Ig’deki artış yeterli koruyuculuğu sağlamıştır. Çalışmamızda Rager- Zisman ve arkadlarının[18] çalışmasından dört misli daha fazla olgu (n:153) değerlendirildi. Primer aşı yanıtsızlığımız %8 (5/62 olgu) idi ve onların bulduğu değerin (%24) üçte biri kadardı. Çalışmamızda kampanya öncesi seropozitivite %95.04 olduğu için çok fazla antikor artışı beklemiyorduk. Çalışmamızda bir kez ve iki kez aşılı olan gruplar birbirleriyle kampanya öncesi ve sonrası total IgG, IgM, IgE ve kızamık IgG düzeyleri açısından karşılaştırıldıklarında, bu gruplar arasında kampanya öncesi ve sonrası değerler arasında fark yoktu. Sonuç olarak kampanya, her iki grupta da aynı şekilde etkili olmuştur.

Biz aşının immünosüpresif etkisinin sadece hücresel değil hümoral immüniteyi azaltarak da yaptığını düşünmekteyiz. Ravanel ve arkadaşları[21] in vitro olarak viral veya rekombinant kızamık nükleoproteinlerinin (NP) insan ve fare B hücrelerinin yüzeyine yapıştıklarını, B hücre aktivasyonunu engellediğini göstermişlerdir. İmmünoglobülin Fc reseptörlerinin (FcγRII) NP için reseptör özelliğinde olduğunu, bu bölgeye bağlanma ile antikor düzeyinin baskılandığı gösterilmiştir. Çalışmamızda aşıdan bir ay sonra görülen total IgG, IgM ve IgE düzeylerindeki azalmanın aşıya bağlı B hücre deaktivasyonuyla olduğunu düşünmekteyiz. Hümoral immünite antikor/kompleman veya antikora bağımlı hücresel sitotoksiste ile olur. Araştırma grubumuzda hümoral immünite açısından sadece Ig düzeylerine bakılmıştır. Klinik değerlendirme ve izlemde total IgG, IgM ve IgE’deki azalmanın öneminin olmadığı gözlenmiştir.

Seropozitivite SED düşük grupta %93.11’den %100’e çıkmıştır. Bu sonuç bize SED düşük düzeyi olarak değerlendirilen grubun aşılamaya dikkat etmediğini, bu gruba daha özen gösterilmesinin gerekliliğini göstermektedir. van der Wal ve arkadaşları[22] Amsterdam’da 2003 yılında, 5-12 yaş arası 57,382 çocuğun sosyokültürel farklılıkların aşı üzerine etkisini araştırmışlardır. Doğum yerleri Hollanda dışı olan olguların (Türkiye, Fas, Surinam gibi) aşılanma oranlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Araştırmacılar SED düşük olduğu bölgelerde aşılama oranının düştüğüne işaret etmektedir. Biz de çalışmamızda van der Wal ve arkadaşlarının[22] bulgularına paralel olarak SED düşüklüğüyle immünizasyonun azaldığını bulduk.

Kampanya öncesi değerler SED düşük ve yüksek olarak kıyaslandığında, SED düşük grupta IgG, IgM, IgE düzeylerinin, SED yüksek gruptan daha fazla olduğu dikkati çekmiştir (Tablo IV). Bu sonuç SED düşük grubun daha fazla enfeksiyonla karşılaştığını, bu nedenle total Ig değerlerinin yüksek olduğunu düşündürmektedir. Kampanya sonrasında SED düşük ve yüksek iki grup arasında total immünoglobulinlerde böyle bir fark gözlenmedi. Kampanya her iki gruba da aynı şekilde etkili olmuştu.

Sonuç olarak;
(1) Amaç öncelikle herkesin aşılanması olmakla birlikte, SED düşük gruba aşılama daha dikkatli ve özenli biçimde yapılmalıdır.

(2) Kızamık aşısı halen gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde dokuzuncu ayda yapılmaktadır. Ülkemizde yapılan bu kampanyaların sonucu olarak kızamık aşısının 12. aya çekilmesi planlanmıştı. Nitekim 2006 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı kızamık aşını 12. aya çekmiştir.

(3) Kızamık aşılaması, DSÖ’nün önerdiği gibi %95’in üzerinde koruyuculuk sağlanması için iki doz yapılmalıdır. Bu oranın sağlandığı yörelerde ve ülkelerde üçüncü kez kızamık aşısı yapmak gereksizdir.

(4) Kızamık aşısının sadece hücresel değil, hümoral bağışıklığı da baskılayabileceği çalışmamızda gözlenmiştir.

Kaynaklar

1. Kaplan LJ, Daum RS, Smaron M, McCarthy CA. Severe measles in immunocompromised patients. JAMA 1992; 267: 1237-1241.

2. Markowitz LE, Prebuld SR, Fine PE, Orenstein WA. Duration of live measles vaccine induced immunity. Pediatr Infect Dis J 1990; 9: 101-110.

3. Miller C. Live measles vaccine: a 21 year follow-up. BMJ 1987; 295: 22-24.

4. Ramsay ME, Moffatt D, O’Connor M. Measles vaccine: a 27 year follow-up. Epidemiol Infect 1994; 112: 409-412.

5. Mast EE, Berg JL, Hanrahan LP, et al. Risk factors for measles in a previously vaccinated population and cost-effectiveness of revaccination strategies. JAMA 1990; 264: 2529-2533.

6. Johnson CE, Nalin DR, Chui LW, et al. Measles vaccine immunogenicity in 6-versus 15-month-old infants born to mothers in the measles vaccine era. Pediatrics 1994; 93: 939-944.

7. Helfand RF, Kebede S, Gary HE Jr, et al. Timing of development of measles-specific immunoglobulin M and G after primary measles vaccination. Clin Diagn Lab Immunol 1999; 6: 178-180.

8. Rager-Zisman B, Bazarsky E, Skibin A, et al. The effect of measles-mumps-rubella (MMR) immunization on the immune responses of previously immunized primary school children. Vaccine 2003; 21: 2580-2588.

9. Cutts FT, Henao-Restrepo AM, Olive JM. Measles elimination: progress and challenges. Vaccine 1999; 17: 41-52.

10. Duke T, Mgone CS. Measles: not just another viral exanthema. Lancet 2003; 361: 763-773.

11. Peltola H, Davidkin I, Valle M, et al. No measles in Finland. Lancet 1997; 350: 1364-1365.

12. Bottiger M, Christenson B, Romanus V, et al. Swedish experience of two-dose vaccination programme aiming at eliminating measles, mumps and rubella. BMJ 1987; 295: 1264-1267.

13. Davidkin I, Peltola H, Leinikki P, et al. Duration of rubella immunity induced by two dose measles, mumps and rubella (MMR) vaccination: a 15-year follow up in Finland. Vaccine 2000; 18: 3106-3112.

14. Janaszek W. The impact of immunization against measles on epidemiology of measles in Poland. Przegl Epidemiol 1998; 52: 413-425.

15. Kanra G, Ceyhan M, Erdem G. Kızamık ve Türkiye’de eliminasyonu. Katkı 1995; 5: 767-784.

16. Sadıkoğlu B, Uzel N, Gökçay G. Dokuz aylık sağlam çocuklara uygulanan kızamık aşısında serokonversiyon. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlık Tezi, 1999.

17. Ceyhan M, Kanra G, Vargel S, et al. The evaluation of vaccination against measles at nine months of age. Turk J Pediatr 1992; 34: 127-133.

18. Topuzoglu A, Ozaydin GA, Cali S, et al. Assessment of sociodemographic factors and socio-economic status affecting the coverage of compulsory and private immunization services in Istanbul, Turkey. Public Health 2005; 119: 862-869.

19. Altinkaynak S, Ertekin V, Guraksin A, et al. Effect of several sociodemographic factors on measles immunization in children of Eastern Turkey. Public Health 2004; 118: 565-569.

20. Ward BJ, Griffin DE. Changes in cytokine production after measles virus vaccination: predominant production of IL-4 suggests induction of a Th2 response. Clin Immunol Immunopathol 1993; 67: 171–177.

21. Ravanel K, Castelle C, Defrance T, et al. Measles virus nucleocapsid protein binds to FcgammaRII and inhibits human B cell antibody production. J Exp Med 1997; 186: 269-278.

22. van der Wal MF, Diepenmaat AC, Pel JM, Hirasing RA. Vaccination rates in a multicultural population. Arch Dis Child 2005; 90: 36-40.
[Özet][PDF][Editöre E-Posta][Geri]
Main Page | Editorial Staff | Editorial Board | Contents | Past Issues | Search | Notice to Authors
About the Journal | Turkish National Pediatric Society | E-mail